Nedir?
Hukukta bir kişinin işlerini kendisi görememesi veya yasal temsilcisinin bunu yapamaması hâlinde, o işi yürütmek üzere bir temsilci atanabilir. Bu temsilciye kayyım denir; günlük dilde kayyum olarak da söylenir. TMK m.426’ya göre vesayet makamı, kanunda yazılı hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar.
Hangi hâllerde atanır?
TMK m.426 üç temel durumu sayar:
- Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse,
- Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa,
- Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.
Kanun ayrıca yönetim kayyımı gibi başka kayyımlık türlerini de düzenler; bu madde yalnızca temsil kayyımını anlatmaktadır.
Örnek
Bir miras taşınmazında veli ile küçük çocuğun menfaati çatışıyorsa (örneğin paylaşımda anne ile çocuğun çıkarı farklıysa), çocuğu o işlemde temsil etmek üzere kayyım atanması istenebilir. Böylece çocuğun haklarının, çatışma içindeki yasal temsilci tarafından zedelenmesi önlenir.
Dikkat edilecek noktalar
- Kayyım atanması bir mahkeme veya vesayet makamı kararıyla olur; kişinin kendiliğinden kayyım ilan edilmesi söz konusu değildir.
- Kayyımın yetkisi, atandığı iş veya durumla sınırlıdır.
- Kamu hukukundaki (örneğin şirket veya kurum yönetimine yönelik) kayyım atamaları farklı kanunlarla düzenlenir; bu madde Medeni Kanun’daki temsil kayyımını kapsar.
- Aile ve miras uyuşmazlıklarında kayyım gereksinimi ayrıca değerlendirilmelidir.